Nazar, aslında kendi içsel kaygılarımızın bir parçasıdır; bizden dışarıya atılmış ve sonra sanki büyüsel ve kontrol edilemez bir biçimde yeniden içimize saldıran bir içerik gibi iş görür. Psikanalitik açıdan bakıldığında “yansıtma”, gündelik yaşamda en sık kullandığımız savunma mekanizmalarından biridir. İçimizde katlanamadığımız ya da yüzleşmekte zorlandığımız içerikleri dışarıya, “öteki”ne yansıtarak onlardan kurtulmaya çalışırız. Ancak sorun şuradadır ki, bu dışsallaştırılmış içsel içerikler zorunlu bir biçimde yeniden bize geri döner.
Nazar, özünde bizim içimizde taşıyamadığımız “kıskançlığın” dışarıya yansıtılmış hâlidir. Çünkü nazar, her zaman başkasının bize yönelik kıskançlığına dair bir varsayım etrafında örgütlenir; sanki öteki, sahip olduğumuz şeyi büyülü bir hareketle bizden çalacakmış gibi. Bu nedenle biz de bu büyülü saldırıyı durdurmak için çeşitli ritüellere ve koruyucu inançlara başvururuz.
Çağrışım | Psikanalitik Bakışlar
