Bazıları için tatil, o kadar kaygı verici olabilir ki, kendileriyle baş başa kalmamak için çalışma günlerinden bile daha fazla kendilerini meşgul etmek zorunda kalırlar.
Sanki onlar yalnızca çalıştıkları zaman canlı olduklarını hissederler. Sanki her türlü boş zaman ve dinlenme hâli onlar için yabancıdır. Muhtemelen, boşta olmanın ve hiçbir işle meşgul olmamanın tolere edilemediği bir ailede büyümüşlerdir; ve çocukluklarında ancak bir işle uğraştıkları zaman görülmüş, kabul edilmiş ve varlıkları o şekilde tanınmıştır.
Bu nedenle yetişkinliklerinde de tatil günleri onlar için dayanılmaz hâle gelir. Boşluk duygusu yaşarlar; hareketsizlik ve “işsiz olma” hâlinin uyuşukluğu ve içsel ölülük hissiyle baş edemezler. Her an, bir başkası tarafından tembellik veya durgunluk nedeniyle dışlanma ya da yargılanma korkusu taşırlar.
Hatta seyahatte bile sürekli hareket etmek zorunda hissedebilirler. Bir eğlence noktasından diğerine, bir tarihi yerden başka birine, bir şehirden bir köye, bir manzaradan diğerine… Sanki tatilin onlara dayattığı boşluğu sürekli doldurmaya çalışırlar.
Bu yüzden çalışma günleri onlar için daha az kaygı vericidir; çünkü tatil günleri onlara boşluk, değersizlik ve dolayısıyla istenmeme hissi yaşatır.
Çağrışım | Psikanalitik Bakışlar
