sevgi

Benim gibi birini seven biri ne kadar zavallı olabilir?!

Share

Her ne kadar bilinçli düzeyde hepimiz sevgi arzusunda olsak da, sevgiyle gerçek anlamda karşılaşmak çoğu zaman kaygı uyandıran bir deneyime dönüşür.

Kimi zaman, yaşamın ilk yıllarında şekillenmiş olan içsel nesne ilişkileri örüntüleri, kişinin koşulsuz sevgiyi alırken yabancılık hissetmesine neden olur. Bir başkasının açık sevgisi, yatıştırıcı bir deneyim olmak yerine tehditkâr biçimde yaşantılanır; çünkü bu deneyim, kişinin içinde taşıdığı, kayıtsızlık, soğukluk ya da ihmal ile örülmüş eski kendilik tasarımlarıyla uyuşmaz.

Tam da bu yüzden sevgi; cömertçe, açık ve belirsizlikten uzak biçimde sunulduğunda, sıklıkla içsel bir geri çekilme, tiksinme ya da korkuyla karşılanır.

Bu ruhsal tepki, kendilik ve nesne temsilleri arasındaki kırılgan ve dengesiz ilişkinin yarattığı çatışmadan doğar. Çocukluğundan beri ancak yoksunluk ve hayal kırıklığı içinde aidiyet hissedebilmeyi öğrenmiş biri, şimdi şefkatli ve cömert bir sevilen nesnenin varlığı karşısında derin bir şaşkınlık yaşar.

Kişi bilinçdışı düzeyde, sevdiği kişiyi ilişkiden ve bağlılıktan kaçmaya itecek bir atmosfer yaratmaya çalışır; böylece yeniden kayıp ve yoksunluk ortaya çıkacaktır. Çünkü kayıp, her ne kadar acı verici olsa da, ruhsallık için tanıdık ve katlanılabilir olandır. Bu süreç, bazen kendine ya da diğerine yönelen düşmanca davranışlar biçiminde görünür hâle gelir; sanki sevginin saflığı bozulmalı, sevgi yaralanmalı ve eski ruhsal örüntü yeniden kurulmalıdır.

Ruhsallığının derinlerinde sevilebilir ya da değerli olduğuna inanmayan biri, başkasının sevgisini ya o kişinin zayıflığına, ya saflığına, ya da gizli bir manipülasyon arzusuna bağlar. “Benim gibi birini seven biri ne kadar zavallı olabilir?” “Benim gibi değersiz birine yönelen biri ne kadar kör olabilir?” ya da “Bana sevgiyle yaklaşan biri, sonunda zehrini akıtacak kadar ne denli sahtekâr olabilir?”

İlk içsel nesne ilişkilerinin tarihi, kişinin kendi değerine dair olasılıkları öylesine daraltmıştır ki, bugünün sevgisi ona anlaşılmaz, yabancı, hatta kimi zaman dehşet verici görünür. Bu nedenle kişi, çoğu zaman kendisini eski ve tanıdık biçimlerde incitecek insanlara yönelir.

Ancak içsel bir yeniden kuruluş aracılığıyla, sevme ve sevilme ihtimaline açıklık gelişebilir; geçmişten gelen bu kopukluk da ancak o zaman onarılabilir.

Çağrışım | Psikanalitik Bakışlar

Yoğun Bağımlılığın Ardındaki Husumet

Yoğun Bağımlılığın Ardındaki Husumet

Prev
Aşkın Ekonomisi

Aşkın Ekonomisi

Next
Comments
Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir